Kurtuluş Savaşı

Kurtuluş Savaşı Kronolojisi

* M. Kemal in Samsun a çıkışı (19 Mayıs 1919)
* Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
* Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919)
* Sivas Kongresi (4 Eylül 1919)
* Büyük Millet meclisinin Açılışı (23 Nisan 1920)
* Serv Antlaşması (10 Ağustos 1920)
* Sarıkamış ın Kurtarılışı (29 Eylül 1920)
* Kars ın Kurtarılışı (30 Ekim 1920)
* Gümrü nün Kurtarılışı (7 Kasım 1920)
* Çukurova, Gaziantep, (1919-1921)
* Kahramanmaraş, Şanlıurfa savunmaları
* I. İnönü Zaferi (6-10 Ocak 1921)
* II. İnönü Zaferi (23 Mart, 1 Nisan 1921)
* Sakarya Zaferi (23 Ağustos, 13 Eylül 1921)
* Büyük Saldırı, Başkomutanlık (26 Ağustos, 9 Eylül 1922)
* Meydan savaşı ve Büyük Zafer

Kurtuluş Savaşı ve Atatürk

Mustafa Kemal, Temsil Heyeti üyeleriyle birlikte 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geçti ve Milli Mücadele'yi buradan yönetmeye başladı. Bu sırada Anadolu'daki direniş tüm hızıyla devam ediyordu. Sivil halk kahramanca vatan toprakları için mücadele ediyordu. Yurdun her yanında cepheler açılmıştı; Yunan işgaline karşı Ege Cephesi, Fransız işgaline karşı Güney Cephesi, Ermeni işgaline karşı Kuzeydoğu Cephesi açılmış durumdaydı.

Mustafa Kemal 16 Mart 1920'de İstanbul'un tamamen işgalinden sonra, Ankara'da bir meclis toplamak için yeni temsilcilerin seçilmesini istedi. Böylece tüm ülkeden gelen halkın temsilcileriyle 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal, milleti temsil etmesi için 110 delegenin oybirliği ile başkan seçildi. Böylece temelleri atılan yeni Türk Devleti'nin de lideri belli oluyordu. Yine Türk Milletinin ölüm-kalım savaşının, varoluş-yokoluş mücadelesinin, yani Kurtuluş Savaşı'nın lideri seçiliyordu. Kurtarılmayı bekleyen vatan için mevcut son derece kısıtlı imkanlar ancak Mustafa Kemal gibi bir önderin sorumluluğuna verilebilirdi.

İnönü Savaşları

İNÖNÜ SAVAŞLARI

"Siz yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz" Atatürk Galip devletlerin desteğiyle İzmir'e çıkan Yunanlılar Batı Anadolu'dan Orta Anadolu'ya doğru ilerlemeye başlayınca Kuva-yı Millîye'nin müfreze ve çeteleriyle karşılaştılar. Kuva-yı Millîyeciler'in direnişiyle düşman oyalanırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti de millî orduyu yeniden kurma ve donatma çalışmalarına hız vermişti. Millî ordu kuvvetlenmedikçe sayı ve silâh bakımından üstün olan düşman ordusu ile ciddi bir savaşa girmek doğru değildi. Yunanlılar ise millî ordunun kurulmasını önlemek için işgal altında tuttukları toprakları genişletmek istediler. İzmir'den sonra güneyde Denizliye, doğuda Uşak'a, kuzeyde Bursa ve izmit'e kadar uzanan hattın batısını kontrollerinde tutuyor, bu hattı doğuya genişletmek, Türk millî ordusunun teşkilât ve kabiliyetini anlamak için Bursa'daki birliklerinden 20 bin kişiiik bir kuvvet ayırarak, Eskişehir yönünde keşif niteliğinde bir taarruza karar verdiler.

Birinci İnönü Savaşı

Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda Gösterdiği Başarı

Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği üstün askeri başarıları örneklendirmeye, yakın arkadaşı Ali Fuat Cebesoy un anlatımlarıyla başalayabiliriz. Bu değerli asker, (yukarıda) Atatürk'ün Çanakkale Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı'ndaki başarılarının bir değerlendirmesini yaptıktan sonra, sözü Kurtuluş Savaşı na getirerek şöyle demektedir: Milli Mücadele nin başlangıcı çok karışık durumlara sahne olmuştu. Bu esnada çok dirayet ve kiyaset (uzak görüşlülük ve akıllık) gösterdi. Acele etmedi ve harekete geçmedi. Ordularını iyi hazırlamaya başladı. Zamanla anlamıştı ki milli siyasetimizi bilfiil parçalamak isteyen, Anadolu daki Yunan ordularıdır. Bunları mağlup ve imha etmedikçe milli siyasetimizin batıya kabul ettirilmesinin imkanı olmayacaktı. Eğer bu düşman mağlup edilmezse Batı devletleri bizim istediğimiz şartlarla sulh müzakerelerine yanaşmayacaklardı. Şu halde ne yapıp edip bu düşman ordusunu yalnız mağlup değil, imha etmek lazımdı.

Mustafa Kemal'e Suikast Girişimi

Mustafa Kemal Paşa, hem Kurtuluş Savaşı sırasında hem de ondan sonraki dönemde birçok güçlük ve engelle karşılaştı. Ancak bunların hepsini, milletten aldığı güç ve yerinde tedbirlerle aşmayı başardı. Bazı kimseler yalnızca kişisel sebeplerden, bazıları ise inkılâpları benimsemedikleri için Mustafa Kemal'e karşı çıkıyorlardı.

Bir kısmı Padişah ve halife yanlısı olan bu kişiler el ele vererek Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'i ortadan kaldırmak için bir plân hazırladılar. Bu plânlarını, Mustafa Kemal'in izmir'e yapacağı seyahat sırasında gerçekleştirmeye karar verdiler. Mustafa Kemal Paşa'nın gezi programında bir aksama oldu ve daha önceden açıklanan günde izmir'e gelemedi. Bu gecikme üzerine canileri Sakız Adasına kaçıracak olan motorcu, durumu izmir valisine haber verdi.

ATATÜRK VE CUMHURİYET EĞİTİMİ

Birinci Dünya Savaşı sonunda batılı devletler, askerî, siyasî ve ekonomik olarak bitmiş zannıyla, altı yüzyıllık Osmanlı Devletini paylaşmanın çok kolay olacağını düşünüyorlardı. Onlara göre, yeni bir kimlikle ortaya çıkmak isteyen Türk ordusu, başlatmış olduğu Kurtuluş Savaşı'ndan galip çıksa bile, tahrip olmuş hiçbir kurumunu yeniden inşa edemezdi. Ancak, batılı devletlerin görmezden geldiği bir lider vardı. O da Mustafa Kemal'di. Türk ulusu, büyük önderi sayesinde olağanüstü gayretlerle bağımsızlığını kazanmış, yeniden yapılanma yolunda inkılâpları hızla uygulamaya koymuştur.

O Büyük Önder ki, savaş meydanlarından sonra asıl kazanılması gereken savaşların, ekonomik zaferler olduğunu, aksi takdirde çok büyük zaferlerin bile kısa bir sürede unutulacağını biliyor; bunun için de Kurtuluş Savaşı bitiminde İzmir'den Ankara'ya dönüşünde:"Küçük savaş bitti. Asıl büyük savaş yeni başlıyor. Büyük savaş cehaletle yapılacak olan savaştır. Bunun tek yolu da millî bir eğitim politikası oluşturmaktır." diyordu. Hedef, Türk milletinin geri kalmasına sebep olan bazı kurumların yerine, toplum hayatında çağdaş gelişmeyi sağlayacak modern kurumlar oluşturmak ve kalkınmadaki temel atılımları bir an önce gerçekleştirmekti. Bunun yolu eğitimden geçmekteydi.

Cumhuriyetin İlanı

Lozan'n kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti'nin siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu kaldı. T.B.M.M.'nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız - şartsız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi. 1300 yılından beri de Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden, diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah'ta toplanıyordu. Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti. Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu olarak Padişah'tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya Genelgesi'nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920'de B.M.M.'nde somutlaşmıştı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu temel üzerine oturmuştu.

Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti. M. Kemal Paşa Padişah'ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için Padişah'ı hedef almadı.

Cumhuriyet Bayramı

Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı.1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli başlı devletleri katıldı.Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi.Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar,Fransızlar,İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa,19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi.Erzurum'da,Sivas'ta kongreler düzenledi.Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var,o da Milli egemenliktir.Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." diyordu.Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı.

Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti.Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı.Bir yandan efeler,dadaşlar,seğmenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular.Öte yandan düzenli ordular İnönü'de,Sakarya'da,Dumlupınar'da savaştılar.Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.

Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu.Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'nin Cumhuriyeti ilan etmesinin kutlandığı, Türkiye'nin resmî bayramlarından biri.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılması ve Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası, M. K. Atatürk'ün önderliğinde Türkiye Devleti'nin bir cumhuriyet olduğu 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir.

Cumhuriyet öncesi

Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü 624 yılda 36 padişah tarafından yönetilmiştir. Son padişahı Vahdettin'dir.

Padişah, şah, kral, hakan, sultan gibi tek kişiye dayalı yönetim sistemine "mutlakiyet" denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.

Son yorumlar

İçeriği paylaş

Design - Luka Cvrk. Drupal Port by ADT Drupal Themes.

sfy39587f11