Türk milleti

Eğitim ve Kültür Alanındaki Yenilikler

Eski Eğitim Sistemi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Medreselerin Kaldırılması

Cumhuriyetten önceki dönemde ülkemizde farklı zamanlarda kurulmuş öğretim kurumları vardı. Medreseler, modern okullar, azınlık ve yabancı okulları gibi. Bu okulların kurulma amaçları ve programları birbirinden çok farklıydı. Medreselerde verilen bilgiler toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı. Azınlık ve yabancı okullanndaki öğretim ise kendi kültür, dil ve inançlarına uygun olarak yürütülüyordu. Bu okullar devlet denetimi dışındaydı ve Milli Mücadele sırasında olumsuz bir tutum takınmışlardı. Ayrıca 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı Devleti tarafından, modern anlayışla öğretim yapan sivil ve askerî okullar açıldı. Bu okullarda, öteki okullardan farklı dersler okutuluyordu. Programları, amaçları ve okutulan dersleri birbiriyle uyuşmayan bu okullar, farklı bilgi, duygu ve kültüre sahip kuşaklar yetiştirdi. Bu yüzden de milli birlik ve beraberlik sağlanamadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan hemen sonra bir Maarif Bakanlığı kurularak Millî Eğitim işlerine önem verilmeye başlandı.

Dil İnkılabı ve Türk Dil Kurumu

Dil devrimi (12 Temmuz 1932)

Osmanlılar döneminde aydınların büyük ölçüde farsça ve arapça sözcük ve dilbilgisi kuralı içeren Osmanlıca'yı kullanmalarından ötürü, aydınlar ile halkın dil bakımından birbirlerinden kopmuş olmaları, cumhuriyet öncesindeki dönemde de bazı aydınları rahatsız etmiş, Selanik'te çıkarılan (1911) Genç Kalemler dergisinde "Yeni Dil" hareketi başlatılmış, ama dilde yabancı sözlüklerden yeterli bir arınma sağlanamamıştı. Türkçe'nin özleştirilerek yeni Türk abecesiyle dünyanın en zengin dillerinden biri haline getirilmesini amaç alan Atatürk, 12 Temmuz 1932'de, sonradan Türk Dil Kurumu adını alan Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdurarak, Türkçe'nin gerçek bir bilim, edebiyat ve sanat diline dönüşmesi alışmalarını hızlandırdı.

Dil İnkılabı ve Türk Dil Kurumu'nun Kuruluşu

Atatürk İnkılapları ve Cumhuriyet Reformları

Cumhuriyet'in ilanının ardından, yine Mustafa Kemal'in önderliğinde, devlet örgütü ve toplum yönetiminin de çağdaş anlayış ile uyumlu duruma getirilmesi için büyük inkılaplar gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ayrıntılarıyla işleyeceğimiz inkılapların isimlerini burada kısaca belirtelim:

I. Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar:
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
2- Cumhuriyet'in İlanı (29 Ekim 1923)
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

II. Sosyal Hayatın Düzenlenmesi:
1- Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
2- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılması ve Türbedarlıklar ile Birtakım Ünvanların Kaldırılması (30 Kasım 1925)
3- Milletlerarası Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925)
4- Milletlerarası Rakamların Kabulü (20 Mayıs 1928)
5- Ölçülerin Değiştirilmesi (1 Nisan 1931)
6- Lakap ve Ünvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934)
7- Kılık-Kıyafet Değişikliği (3 Aralık 1934)
8- Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
9- Mustafa Kemal'e Atatürk Soyadı Verilmesi (24 Kasım 1934)
10- Kadınların Medeni ve Siyasi Haklara Kavuşmaları:

Atatürk ve Türk Ordusu

Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine düşkün olan Türk Milleti'nin, milli varlığı ve bağımsızlığı uğruna gösteremeyeceği kudret ve fedakarlık yoktur. Kurtuluş Savaşı Türk'ün bu üstün seciyesinin tüm açıklığıyla ortaya konduğu çok şerefli bir mücadele olmuştur. Atatürk de dünyanın en donanımlı ordularına karşı Milli Mücadele'yi başlatırken Türk Milleti'ne olan güvenini sık sık dile getirmiş ve Türk Ordusunu en büyük destekçisi olarak görmüştür. Atatürk'ün bu konuyla ilgili bazı sözleri şu şekildedir:

Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven), gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır.

Amasya Genelgesi

Ne var ki, Milli Mücadele Atatürk'ün önderliğinde artık başlamıştı; İstanbul Hükümeti ve işgalci devletlerin bu şanlı direnişi durdurmaları ise mümkün değildi. Türk Milleti tarihe yön verecek yeni bir girişimi başlatmıştı bir kere. Mustafa Kemal Hükümet'in yanlış çağrısına uymayı reddetti ve 22 Haziran'da Amasya'da, milli bağımsızlık hareketini yaymak, Erzurum ve Sivas'ta kongreler toplamak amacıyla bir genelge hazırladı.

Amasya Tamimi olarak bilinen bu genelge ile kendisinin önderliğinde başlatılan Kurtuluş Hareketi'nin ana hatları belirlenmiş oldu:

1. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.

2. İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi âdeta yok olmuş göstermektedir.

3. Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

4. Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.

5. Anadolu'nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas'ta bir kongre toplanacaktır.

CUMHURİYET TÜRKİYE'SİNE BİR BAKIŞ

Yirminci yüzyılın başında, hattâ Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda, Türkiye'nin bir ucundan öteki ucuna, tarımda karasaban dönemi yaşanıyordu; Türkiyede traktör, İlaçlama âleti, ziraî ilâç, kimyevî gübre üretilmiyordu; köylümüz bunları kullanmayı bilmiyordu. Tarım teknolojisi bin yıl öncekinden pek farklı sayılmazdı. Cumhuriyet döneminde, nüfusumuz 10 milyon civarından 50 milyonun üstüne yükseldiği halde, Türkiye halkı 1923'tekinden daha iyi besleniyorsa, bunu bilim ve teknolojideki ilerlemelere ve artan üretim gücüne borçluyuz. Cumhuriyetten bu yana nüfusu beş katına yakın artış gösteren Türkiye'nin, bu süre içinde, buğday üretimini sekiz katına yakın arttırabilmesi (ve başka tarımsal üretim alanlarında ayni gelişmelerin görülmesi) sayesindedir ki, Türkiye bugün kendi nüfusunu besleyebilecek sayılı dünya ülkeleri arasında bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu günlerde, ülkede sanayi teknolojisi Batı Avrupa'nın XIX. yüzyılın başında ulaştığı teknolojiden bile geri idi. 1915 yılına ait istatistik bilgilerine göre, elektrik gücü kullanan tesisler son derecede azdı ve bunlara sadece bir iki şehirde rastlanabilirdi. Ülke, elektrik çağ! şöyle dursun, buhar çağına bile tam olarak geçmiş sayılmazdı. Dereler üzerinde kurulup su gücü ile dönen basit değirmenler, sanayi sektörünün önemli bir kesimini oluşturuyordu.

10. YIL NUTKU

Türk Milleti;

Kurtuluş savaşına başladığımızın onbeşinci yılındayız. Bugün, Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramıdır.

Kutlu olsun.

Yurtdaşlarım,

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir. Buradaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzun, dünyanın en mamur ve medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

CUMHURİYET YÖNETİMİ

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Saygıdeğer Üyeleri!

Büyük Millet Meclisinin hayırlı ve bereketli elinin, Türk milletinin geleceğini yönetmeye başladığının beşinci senesini kutluyoruz. Bu vesileyle yüksek heyetinizi saygıyla selâmlarım.

Geçen sene Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin gerçek arzularına uygun olarak devlet şeklini Cumhuriyet olarak kararlaştırdı. Cumhuriyet yönetimi, ülkemizin en uzak köşesine kadar büyük bir heyecanla ulaştı, kabul gördü. Millet; cumhuriyetin,Türk vatanını asırların kötü yönetiminden kurtaracak ve ülkeyi lâyık olduğu gelişme seviyesine ulaştıracak yegâne yönetim şekli olduğunu anladı. Millet, cumhuriyetin şu anda ve gelecekte her türlü tehlikeden korunmasını talep etmektedir. Milletin talebi, cumhuriyetin denenmiş, sınanmış ve olumlu sonuçları alınmış bütün esaslara bir an evvel ve tam anlamıyla geçilmesi şeklinde ifade edilebilir. Yüksek Meclisin büyük bir önem vererek uğraştığı teşkilâtı esasiyede (Anayasa'da), milletin talebini karşılamak hepimizin görevidir. Diger taraftan, hükûmetin görevi, gelişmiş ve medenî yönetimin bütün gereklerini anlaşılır ve çok hızlı bir şekilde ülkemizin tamamında uygulamak, aksaklıkları gidererek geliştirmektir.

Son yorumlar

İçeriği paylaş

Design - Luka Cvrk. Drupal Port by ADT Drupal Themes.

sfy39587f11