Türk ordusu

Türk Ordusu ve Milli Savunma

Bildiğiniz gibi Türk milletinin hayatında askerliğin çok özel ve önemli bir yeri vardır. Türklerdeki millet-ordu kaynaşması başka hiçbir millette görülmez. Bu nedenle Türk ordusunun geçmişi, Türk tarihi kadar eski ve
köklüdür. Bugüne kadar değişik yer ve zamanlarda kurulmuş olan bütün Türk devletlerinin temeli, düzenli bir askerî teşkilâta dayanır. Askerlik, Türklerde hem önde gelen bir meslek, hem de millî bir görevdir.

Cumhuriyet döneminde, her alanda olduğu gibi askerî alanda da önemli gelişmeler oldu. Türk Silâhlı kuvvetleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri olarak yeniden teşkilâtlandırıldı. Günümüz ihtiyaç ve imkânlarına göre donatıldı, en iyi şekilde eğitildi. Modern silâh, araç ve gereçlerle savaş gücü artırıldı. Türk ordusu, yüksek moral gücüne sahip disiplinli bir ordudur. Türk milletinin tarih boyunca ispatlanmış en belirgin özelliği "soylu bir yiğitliğe" dayanan doğuştan savaşçı niteliğidir. Bu özellikleriyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti dostlarına güven, düşmanlarına ise endişe kaynağı olmaktadır.

Doğuda Ermeni zulmü

Yeni Türk hükümeti düzenli bir ordu kurma hazırlığı içindeyken, batıda Yunanlılar, doğuda Ruslar'ın silâhlandırdığı Ermeniler, güneyde Ermeniler'le birlikte Fransızlar saldırı ve işgallere başlamış bulunuyorlardı. Türk ordusunun çekilmesiyle boş kalan Batum, Kars, Ardahan ve bu bölgedeki diğer bazı illerde Ermeniler Türkler'i yok etmek için katliam başlattılar. Güzel yapıları yıkıyor, insanları camilere doldurup ateşe veriyor, kuyulara doldurup üzerlerini kapatıyor, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar samanlıklara dolduruluyor ve sonra yakılıyordu...

Bu durumda yeni Türk hükümeti 4 Haziran 1920 günü Ermeniler'e taarruz kararını aldı. Bu maksatla Kâzım Karabekir Paşa, Doğu Cephesi Kumandanlığı'na tâyin edildi. Karabekir Paşa ilk hamlede Sarıkamış'ı geri aldı. Ermeniler dört gün içinde bozguna uğratıldı ve dağıtıldı. Bundan sonra 29 Ekim günü Türk ordusu Kars'a girdi ve 1878'den beri Rus işgalinde bulunan vatanın bu bölümü kurtarılmış oldu.

Çanakkale Savaşları

İngiliz donanması 18 Mart 1915 günü Çanakkale Boğazını geçmeye teşebbüs etti ise de kıyı topçusunun başarılı savunması karşısında, muvaffak olamayarak ağır zayiat verdi. Donanması ile Boğazı geçemeyen düşman, bu defa Gelibolu Yarımadasını çıkarma ile zorlamaya karar verdi. Olaylar bu şekilde gelişirken, Genelkurmay Başkanlığı da 23 Mart 1915 tarihinde Gelibolu'da 5. Ordu kurulmasına karar vermiş, Komutanlığına da Alman Generali Liman von Sanders'i atamıştı. Liman von Sanders, muhtemel düşman taarruzuna karşı kuvvetlerini üç gruba ayırarak planını yapmış; Mustafa Kemal'in başında bulunduğu kuvvetleri ordu ihtiyatına almıştı. Mustafa Kemal bu plan gereğince 18 Nisan 1915 günü Tümeniyle Bigalı'ya geçti. Düşman birlikleri 25 Nisan 1915 günü Seddülbahir ve Arıburnu bölgesinden ilk çıkarma hareketine başladı. Ancak çıkarma hareketi ilk gün karşısında Mustafa Kemal'i buldu. Mustafa Kemal, çıkarmanın başladığını görür görmez, kuvvetlerini süratle Bigalı'dan Conkbayırı'na sevketmişti.

Büyük Taarruz

Düşmanı "Vatanın harim-i ismetinde boğmak" zamanı gelmişti.

İnönü ve Sakarya savaşlarından sonra İtilâf devletlerinin dışişleri bakanları Türk ve Yunan hükümetlerine ateşkes teklif ettiler. 26 Mart 1922 tarihinde ise barış şartlarını bildiriyor ve bu defa Türkler'e sözde daha fazla taviz veriyorlardı. Bu şartlara göre Kırklareli, Babaeski ve Edirne Yunanlılar'da, Tekirdağ ise Türkler'de kalmak üzere Trakya sınırı yeniden çizilecekti. İstanbul boşaltılacak, ayrı bir bölge olacak, Boğazlar serbest bırakılacaktı. Türk ordusunun Sevr Antlaşması'na göre 50 bin olan mevcudu 85 bine çıkarılıyor, kapitülasyonlarda tadilat teklif ediliyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti bu tekliflere kısa bir nota ile cevap verdi: işgalciler Anadolu'dan tamamen çekilmeden barış görüşmelerinin yapılamayacağı, tekliflerin incelenmeyeceği bildirdi. İtilâf devletleri 15 Nisan'da bu notamızı reddettiler.

Başkomutan Mustafa Kemal

Zafer inancıyla cepheden cepheye koşan Türk askerleri, kısa bir süre sonra toplanarak harekete geçen Yunanlılarla tekrar karşı karşıya geldiler. Temmuz ayının başlarında, Batı Cephesi'nin çeşitli yerlerinde geçen şiddetli çarpışmalar sırasında Türk Ordusu zorlanmaya başlamıştı. Zira Yunanlılar asker sayısı, silah ve cephane gücü açısından Türklere kıyasla çok üstün konumdaydılar. Bu avantajlarını iyi değerlendirerek bazı bölgeleri ele geçirdiler. Afyon, Eskişehir, Kütahya ve Bilecik düşmanlarca işgal edildi.

Bu olumsuz gelişmeler üzerine Ankara'da bulunan Mustafa Kemal, derhal Karacahisar'daki Batı Cephesi Karargahı'na geldi. Türk Ordusu'na göre imkanları çok geniş olan Yunanlılara karşı farklı bir strateji geliştirmeyi uygun gördü ve bunu İsmet Paşa'ya bildirdi. Atatürk'e göre, "Orduyu, Eskişehir'in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya bir mesafe koymak lazımdır ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya'nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir!" Böylece Türk kuvvetleri Sakarya'nın doğusuna kadar çekildiler.

Atatürk ve Türk Ordusu

Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine düşkün olan Türk Milleti'nin, milli varlığı ve bağımsızlığı uğruna gösteremeyeceği kudret ve fedakarlık yoktur. Kurtuluş Savaşı Türk'ün bu üstün seciyesinin tüm açıklığıyla ortaya konduğu çok şerefli bir mücadele olmuştur. Atatürk de dünyanın en donanımlı ordularına karşı Milli Mücadele'yi başlatırken Türk Milleti'ne olan güvenini sık sık dile getirmiş ve Türk Ordusunu en büyük destekçisi olarak görmüştür. Atatürk'ün bu konuyla ilgili bazı sözleri şu şekildedir:

Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven), gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır.

Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda Gösterdiği Başarı

Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği üstün askeri başarıları örneklendirmeye, yakın arkadaşı Ali Fuat Cebesoy un anlatımlarıyla başalayabiliriz. Bu değerli asker, (yukarıda) Atatürk'ün Çanakkale Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı'ndaki başarılarının bir değerlendirmesini yaptıktan sonra, sözü Kurtuluş Savaşı na getirerek şöyle demektedir: Milli Mücadele nin başlangıcı çok karışık durumlara sahne olmuştu. Bu esnada çok dirayet ve kiyaset (uzak görüşlülük ve akıllık) gösterdi. Acele etmedi ve harekete geçmedi. Ordularını iyi hazırlamaya başladı. Zamanla anlamıştı ki milli siyasetimizi bilfiil parçalamak isteyen, Anadolu daki Yunan ordularıdır. Bunları mağlup ve imha etmedikçe milli siyasetimizin batıya kabul ettirilmesinin imkanı olmayacaktı. Eğer bu düşman mağlup edilmezse Batı devletleri bizim istediğimiz şartlarla sulh müzakerelerine yanaşmayacaklardı. Şu halde ne yapıp edip bu düşman ordusunu yalnız mağlup değil, imha etmek lazımdı.

ATATÜRK VE CUMHURİYET EĞİTİMİ

Birinci Dünya Savaşı sonunda batılı devletler, askerî, siyasî ve ekonomik olarak bitmiş zannıyla, altı yüzyıllık Osmanlı Devletini paylaşmanın çok kolay olacağını düşünüyorlardı. Onlara göre, yeni bir kimlikle ortaya çıkmak isteyen Türk ordusu, başlatmış olduğu Kurtuluş Savaşı'ndan galip çıksa bile, tahrip olmuş hiçbir kurumunu yeniden inşa edemezdi. Ancak, batılı devletlerin görmezden geldiği bir lider vardı. O da Mustafa Kemal'di. Türk ulusu, büyük önderi sayesinde olağanüstü gayretlerle bağımsızlığını kazanmış, yeniden yapılanma yolunda inkılâpları hızla uygulamaya koymuştur.

O Büyük Önder ki, savaş meydanlarından sonra asıl kazanılması gereken savaşların, ekonomik zaferler olduğunu, aksi takdirde çok büyük zaferlerin bile kısa bir sürede unutulacağını biliyor; bunun için de Kurtuluş Savaşı bitiminde İzmir'den Ankara'ya dönüşünde:"Küçük savaş bitti. Asıl büyük savaş yeni başlıyor. Büyük savaş cehaletle yapılacak olan savaştır. Bunun tek yolu da millî bir eğitim politikası oluşturmaktır." diyordu. Hedef, Türk milletinin geri kalmasına sebep olan bazı kurumların yerine, toplum hayatında çağdaş gelişmeyi sağlayacak modern kurumlar oluşturmak ve kalkınmadaki temel atılımları bir an önce gerçekleştirmekti. Bunun yolu eğitimden geçmekteydi.

Son yorumlar

İçeriği paylaş

Design - Luka Cvrk. Drupal Port by ADT Drupal Themes.

sfy39587f11