Türkiye Cumhuriyeti

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Saltanatın kaldırılmasından ve Mehmet VI Vahdettin'in İstanbul'dan ayrılmasından sonra, TBMM'nin 18 Kasım 1922'de halife seçmiş olduğu Abdülmecit Efendi, eski rejim yanlılarının tek umudu haline gelmiş, bundan güç alan Abdülmecit Efendi de, yeniden törenler düzenlemeye, demeçler vermeye bazı İslâm ülkelerinin kendisine bağlılık bildirmeleri üstüne, İslâm dünyasının önderi tavrı takınmaya başlamıştı. Bu durumun yeni kurulmuş cumhuriyet yönetimi için tehlikeli olabileceğini kavrayan Atatürk, İzmir'deki ordu tatbikatları sırasında ordu komutanlarına hilafetin kaldırılması konusunda düşüncesini açıklayıp, yasanın meclis gündemine getirilmesini kararlaştırdı.

Eğitim ve Kültür Alanındaki Yenilikler

Eski Eğitim Sistemi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Medreselerin Kaldırılması

Cumhuriyetten önceki dönemde ülkemizde farklı zamanlarda kurulmuş öğretim kurumları vardı. Medreseler, modern okullar, azınlık ve yabancı okulları gibi. Bu okulların kurulma amaçları ve programları birbirinden çok farklıydı. Medreselerde verilen bilgiler toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı. Azınlık ve yabancı okullanndaki öğretim ise kendi kültür, dil ve inançlarına uygun olarak yürütülüyordu. Bu okullar devlet denetimi dışındaydı ve Milli Mücadele sırasında olumsuz bir tutum takınmışlardı. Ayrıca 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı Devleti tarafından, modern anlayışla öğretim yapan sivil ve askerî okullar açıldı. Bu okullarda, öteki okullardan farklı dersler okutuluyordu. Programları, amaçları ve okutulan dersleri birbiriyle uyuşmayan bu okullar, farklı bilgi, duygu ve kültüre sahip kuşaklar yetiştirdi. Bu yüzden de milli birlik ve beraberlik sağlanamadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldıktan hemen sonra bir Maarif Bakanlığı kurularak Millî Eğitim işlerine önem verilmeye başlandı.

Eğitim ve öğretim devrimi

Osmanlı toplumundaki medreseler ile iptidai, rüştiye, idadî türünde okulların toplumun gereksinme duyduğu elemanları yetiştirme açısından özellikle sayı bakımından yetersiz kaldığını gözleyen, eğitimin önemini yaptığı konuşmalarda sık sık vurgulayan Atatürk'ün yol göstericiliği altında TBMM, eğitim ve öğretim işlerini Milli Eğitim Bakanlığı'na verip, 3 Mart 1924'te çıkardığı Öğretimin Birleştirilmesi yasasıyla, mahalle mektepleri ve medreseleri kaldırdı. Anadolu'nun çeşitli kentlerinde meslek okulları, teknik okullar, öğretmen okulları, ortaokul ve liseler açılırken, çıkarılan Üniversiteler Kanunu'yla Darülfünun kaldırılıp, yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu.

Devlet Düzeni ve Hukuk

Bir toplumun içinde yaşayan insanlar arasında sayısız ilişkiler vardır. Bunlar, ailenin kurulması, işlemesi, sona ermesi, kişinin mal edinmesi, ekonomik hayatın düzenlenmesi gibi çok önemli ilişkilerdir. Bu ilişkilerin belli kurallara göre işlemesi zorunluluktur. Aksi halde toplumda huzursuzluk kargaşa çıkar, mutsuzluk olur ve bireylerin hayatı tehlikeye girer. işte, bireylerin hayat ilişkilerinde uymak zorunda oldukları kurallara "Hukuk" denir. Bu kuralların uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için toplum üzerinde bir otoriteye ihtiyaç vardır. Bu otorite "Devlet" tir. Devlet dediğimiz bu olgu ortaya çıkınca onunla bireyler arasında yeni ilişkiler doğar. Devlet, hukuk kurallarına uymayanları cezalandırmak zorundadır. Bunun için de ayrı kurallara ihtiyaç vardır. Böylece bir dizi hukuk kuralı daha ortaya çıkar. Görüldüğü gibi hukuk, insanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallardır. Devlet hukuk kurallarını koymak ve uygulanmasını sağlamakla görevlidir. fiu halde, onun kurduğu düzen, aslında bir hukuk düzenidir.

Atatürk İnkılapları ve Cumhuriyet Reformları

Cumhuriyet'in ilanının ardından, yine Mustafa Kemal'in önderliğinde, devlet örgütü ve toplum yönetiminin de çağdaş anlayış ile uyumlu duruma getirilmesi için büyük inkılaplar gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ayrıntılarıyla işleyeceğimiz inkılapların isimlerini burada kısaca belirtelim:

I. Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar:
1- Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
2- Cumhuriyet'in İlanı (29 Ekim 1923)
3- Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

II. Sosyal Hayatın Düzenlenmesi:
1- Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
2- Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılması ve Türbedarlıklar ile Birtakım Ünvanların Kaldırılması (30 Kasım 1925)
3- Milletlerarası Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925)
4- Milletlerarası Rakamların Kabulü (20 Mayıs 1928)
5- Ölçülerin Değiştirilmesi (1 Nisan 1931)
6- Lakap ve Ünvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934)
7- Kılık-Kıyafet Değişikliği (3 Aralık 1934)
8- Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)
9- Mustafa Kemal'e Atatürk Soyadı Verilmesi (24 Kasım 1934)
10- Kadınların Medeni ve Siyasi Haklara Kavuşmaları:

Cumhuriyetin ilanı ve Atatürk'ün ilk Cumhurbaşkanı Seçilmesi

23 Nisan 192O'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması ile yeni Türk devletinin temellerinin atılmış olduğunu biliyorsunuz. işte bu meclis, ülkeyi yönetme hakkının kendisine ait olduğunu açıklamış ve kurduğu hükümetle de bu görevi yürütmeye başlamıştı. Meclis'te görev yapan milletvekilleri halk tarafından seçilmişti. Vatandaşlar devlet yönetimine katılmaya başlamışlardı. Ancak çözümlenmesi gereken sorun; rejimin adını koyup, hükümetin kurulma şeklinin değiştirilmesi konusunda Anayasa'da yapılması gereken düzenleme olacaktı. Mustafa Kemal Paşa 28/29 Ekim 1923 gecesi anayasa değişikliği projesini hazırladı. Hazırlanan bu proje 29 Ekim günü TBMM'ne sunuldu. Meclis anayasa değişikliğini kabul ederek, yeni Türk Devletinin bir Cumhuriyet olduğunu ilan etti. Oy birliği ile Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu (29 Ekim 1923). Milletvekilleri Cumhuriyet'in ilanını ayakta alkışlayarak ve "Yaşasın Cumhuriyet!" şeklinde duygularını ifade ederek kutladılar. İlk kabine İsmet Paşa tarafından kuruldu ve Meclis Başkanlığına da Fethi Bey (Okyar) getirildi.

Cumhuriyet Dönemi'nde Dış Siyaset

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasıyla, devlet olmanın temel özelliklerinden biri olan, devletlerarası ilişkiler dönemi başlar.

24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması sonrası antlaşma sağlanamayan ve ilerde çözülmek üzere aksayan yönlerin düzeltilmesi için bir dizi çalışmalar yapılır.

Bu konuların başlıcaları;

Musul Sorunu

Mondros Mütarekesi gereğince savaşan birliklerin bulundukları yerlerde kalması hükmüne İngiliz birlikleri uymayarak ve mütareke kararlarını hiçe sayarak haksız bir şekilde Musul'u işgal ederler. İşgal sonrası Musul'da yaşayan taraflar dahi Ankara Hükümeti'ne destek vererek tutumlarını belirtmişlerdir.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 1920 tarihli Musul meselesi hakkında Meclis'te yapmış olduğu yukarıdaki konuşmayla konunun önemini şöyle belirtmiştir:
"Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun'un cenubundan geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!"

Atatürk ve Türk Ordusu

Vatanına, özgürlüğüne ve şerefine düşkün olan Türk Milleti'nin, milli varlığı ve bağımsızlığı uğruna gösteremeyeceği kudret ve fedakarlık yoktur. Kurtuluş Savaşı Türk'ün bu üstün seciyesinin tüm açıklığıyla ortaya konduğu çok şerefli bir mücadele olmuştur. Atatürk de dünyanın en donanımlı ordularına karşı Milli Mücadele'yi başlatırken Türk Milleti'ne olan güvenini sık sık dile getirmiş ve Türk Ordusunu en büyük destekçisi olarak görmüştür. Atatürk'ün bu konuyla ilgili bazı sözleri şu şekildedir:

Ordu, Türk Ordusu, işte bütün milletin göğsünü itimat (güven), gurur duygularıyla kabartan şanlı adı. Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek (gerçekleştirmek) için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilenmesi imkansız teminatıdır.

CUMHURİYET BAYRAMI (29 Ekim)

1. Dünya Savaşı, bizim taraf olduğumuz ülkelerin yenilgisiyle sona erdi. Yapılan anlaşmaya göre, yurdumuz düşmanlar tarafından paylaşılmaya başlandı. Padişah ve yandaşları bir şey yapamadılar. Mustafa Kemal, yurdu kurtarmak için Anadolu'ya gitmeye karar verdi. Yakın arkadaşlarının yardım ve işbirliği ile görev bölgesi Samsun ve dolayları olan 9.Ordu Müfettişliğine atandı. 16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'dan Anadolu'ya çıktı. Burada bir hafta kaldıktan sonra Havza'ya geldi. Buradan Amosya'ya geçerek valilere, komutanlara, ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun bağımsızlığını sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol boyunca uğradığı il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma ve bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı.

Havza'dan Amosya'ya ve Sivas'a oradan da Erzurum'a gitti. Bu sırada padişah kendisini istanbul'a çağırıyordu. Artık ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam hazırlanmış olduğundan Mustafa Kemalordu müfettişliği görevinden ve askerlikten ayrıldığını istanbul'a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda toplanan Erzurum Kongresi'ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan kurtarılması için çalışma kararı alındı.

ONUNCU YIL MARŞI

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan;
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan.
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız,
Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız
Türk'üz bütün başlardan üstün olan başlarız;
Tarihten önce vardık, tarihden sonra varız.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri.

Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını,
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını.
Bütünledik her yönden İstiklâl kavgasını,
Bütün dünya öğrendi Türklüğü saymasını.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.

Örnektir milletlere açtığımız yeni iz,
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış kitleyiz.
Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülküye, biz;
Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz.

Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi,

Son yorumlar

İçeriği paylaş

Design - Luka Cvrk. Drupal Port by ADT Drupal Themes.

sfy39587f11